yer adı ? 
Yerleşim adı (köy, kasaba, mahalle, mezra) arayabilirsiniz. Eski ve yeni yer adı farketmez. Yıldız * jokerdir (hasan* > hasanoba, s*beyli > sarıbeyli). İki yıldızdan fazla kullanmayın. Üç harften kısa sözcük aramayın.
    il/ilçe ? 
İl veya ilçe [veya 1970 öncesine ait bucak] adı yazın. Elazığ Merkez ilçe için "Elazığ M" yazın.
     
  
Zengen adında 3 yerleşim bulundu.
sırala 
  Özkent köy - Sarayönü - Konya
1955: Zengen [ Kürd zengan "çingeneler" ]
■ 30/4/1955 Konya Vilâyeti Cihanbeyli Kazası Merkez Nahiyesine bağlı Karabağ Köyü İle, Kadınhan Kazası Sarayönü Nahiyesine bağlı Zengen Köyü bölgesindeki iki kaza arası sınır... deyar heyran
■ Türk yerleşimi. Mert Çakmak
  Başharman köy - Merkez - Karaman
1928 K: Zengen [ Kürd zengan "çingeneler" ]
■ Bu bilgiler yanlıştır. Köyün Kürt'lükle ilgisi olmadığı gibi çingeneler manasına da gelmemektedir. ZENGEN (ZENGÂN, BAŞHARMAN) Karaman merkeze bağlı köy. Köy, küçük ve bugün kurumuş olan bir derenin sol yamacındaki eğimli bir yamaçta, kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. 37° 5' 30,0408'' kuzey ve 33° 20' 46,5066'' doğu koordinatlarında yer alan köy, Karaman'ın güneydoğusunda bulunmaktadır. Köyün bulunduğu yerin rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 1.225 m'dir. Köy Karaman’a 14,8 km. uzaklıktadır. Karaman merkez, Barutkavuran, Gökçe, Dereköy (Fisandon), Lâle, Paşabağı (Göves), Gülkaya (Gödetağını) ve Sarıkaya köyleri arasında yer alan köy yemyeşil bir görünüme sahiptir. Köye 8 km mesafeden daha yakın 5 köy bulunmaktadır. Paşabağı 4,9 km, Gökçe 5,81 km, Gülkaya 6,08 km, Sarıkaya 7,23 km ve Dereköy 7,81 km’dir. Orta Toroslar’ın kuzey yamaçlarında yer alan ve çevresinde irili ufaklı köylerin bulunduğu “Zengen Vadisi”, Karaman’ın güneyindeki Gödet Barajı’na açılmaktadır. Zengen Köyü, bu vadide yer alan köylerin merkezi konumundadır. Dağlardan kaynağını alıp İç Anadolu’nun güney ucundaki baraja boşalan bu suyolunun oluşturduğu vadide yer alan köylerin, sonbahar mevsiminde geçirdikleri bir günün öyküsü, 2005 yılı yapımı “Zengen Vadisi” adlı belgesel ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (TRT) arşivinde yerini almıştır. Köy çevresindeki Zengen ve Koca dereleri tarafından derin vadilerle yarılmıştır. Derin olmayan bu vadiler içlerindeki su sayesinde eskiden beri insanların vazgeçemediği yerleşim sahaları olmuştur. Yamaç yüksekliği Zengen Köyü gerisinde 180 m olarak ölçülmüştür. Her iki vadide de üst seviyelerdeki karstik arazide çok sayıda doğal ve insan eli ile oyulmuş çok sayıda kaya mekânları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, bugün olduğu gibi Roma ve Bizans devrinde de yerleşme, depo ve ağıl olarak kullanılmış olmalıdır. İlk dönemlerde Hristiyanlık dininin yasak olması nedeniyle, Zengen arazisi ve kaya sığınakları gizlenmeye müsait olduğundan önemli ama yasaklı dini yerleşme merkezlerinden birisi olmuştur. Karaman Müzesi’nde söz konusu dönemlere ait buluntular bulunmaktadır (bronzdan yüzük, pişmiş topraktan derin ve yayvan olmak üzere 2 çanak, pişmiş topraktan 2 adet testi). Köyün kuzey girişinde bir köprü yer almaktadır. Köprüde devşirme malzeme olarak kullanılmış ve muhtemelen bir Bizans kilisesi yapısından gelmiş olan plaka dikkat çekmektedir. Zengen Köyü’nün yaklaşık 3-4 km güneyinde yer alan kaya yerleşimleri sahasına "Ballık" adı verilmektedir. Doğu-batı doğrultusunda oldukça geniş bir alanı içine alan kaya yerleşimleri sahası, güneydeki Cevizlibucak Vadisi’ne hâkim konumdadır. Ballık kaya yerleşimlerinin kuzey girişinde oldukça iyi korunmuş bir su yolu dikkat çekmektedir. Söz konusu kaya mekânlarının büyük çoğunluğu ise oygu tekne mezarlar oluşturmaktadır. Ballık kaya yerleşiminin en doğu ucunda yer alan bir kaya mezarının girişinin hemen altındaki düzleştirilmiş alanda başı, sağ ön ayağı ve pençesi, sağ arka ayağı ve kuyruğu net olarak seçilebilen bir aslan kabartması yer almaktadır Aslanın saldırı pozisyonda olup, ölüyü ve mezarı düşmanlardan korumaya yönelik "korkunç aslan" şeklinde betimlenmiştir. Özellikle yakın çevredeki Isauria bölgesi kaya mezarlarında cephede karşılıklı iki aslan figürü kullanılmıştır. Ballık kaya yerleşim sahasının güneyinde bulunan Cevizlibucak Vadisi’nde 2.10 × 2.40 metre ölçülerindeki ezme teknesi ve yuvarlak toplama havuzundan oluşan bir işlik bulunmaktadır. Şarâp üretimine yönelik olarak düzenlemiş olduğu teknenin hem pres yatağı hem de ezme yatağı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. İlk aşamada ayakla çiğnenen üzüm, teknede torba içinde konularak mekanik bir düzenekle preslenmiş olmalıdır. Köy, XVI. yüzyılda Zengân/ Zengen adıyla Lârende Nâhiyesi’ne bağlı köyler arasında yer almaktadır. Köy, Başbakanlık Osmânlı Arşivi, H. 906/M. 1500 yılı Mufassal Tahrir Defteri, sayfa 956'da "Zengân" olarak kayıtlıdır. H. 948/ M. 1541 yılı Mufassal Tahrir Defteri sayfa 135 ve Ankara Tapu Kadastro Kuyud-ı Kadime Arşivi ile H. 992/M. 1584 yılı Mufassal Tahrir Defteri sayfa 155 a'da "Zengen" olarak geçmektedir. Zengen'in H. 906/M. 1500 yılı tahririnde; tahıl üretimi ve dolayısıyla kıymet değeri kaydedilmemişken 6.900 akçe ganem vergisi yani 13.800 koyun kaydedilmiştir. Zengen'de hayvânlardan alınan vergi, toplam verginin (8.870 akçe) %78'ini oluşturmaktadır. H. 947/ M. 1541'de ise bu oran %44 olmuştur. H. 924/ M. 1518 yılında 45 hâne ve 70 Müselman (Müslüman) neferden ibaretti. Vergi hâsılı (geliri) 6.380 akçe idi. H. 935/ M. 1529 yılında 28 hâne ve 42 Müselman neferden müteşekkildi. Vergi hâsılı 6.452 akçe H. 992/ M. 1584 yılında 88 Müselman neferden ibaretti ve 3.000 akçe vergi hâsılı bulunuyordu. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı Arşiv Dairesi’nde bulunan Maliyeden Müdevver tasnifinde yer alan H. 1051/ M. 1642 yılını kapsayan 3074 numaralı Karaman Vilayeti Avârız Tahrîri’nde köyün adı “Zengenli” olarak geçmektedir. H. 1256/ M. 1840 yılı Temettü'at defterinde Zengen karyesi için; "Perâkende Ilgın Hâssı ve Oyuklu ve perakende Uzunkışla ve Eminler Hâssı ve Karlık hudûdu ve arâzî-i miriye Sipâhi ve perâkende Sultaniye (Karapınar) Vakfı ve Gökçe Sipâhi tarafından ta'şîr olunageldiği" ifaleri kullanılmıştır. Hâne sayısı 43 olan Zengen'de; 207 adet ganem (koyun), 58 toklu, 1 inek düvesi, 22 inek, 3 kısır inek, 7 tanalı inek, 410 keçi, 69 oğlak, 1 kısrak, 70 merkeb, 1 merkep sıpası, 2 sıpalı merkep, 68 öküz, 2 tana, 2 tay, 2 tosun,0,5 dönüm bahçe, 0,5 dönüm bağ, 11,5 dönüm boyalık arsa, 154 dönüm alâ tarla, 604 dönüm ednâ tarla, 22,5 dönüm evsât tarla, 379 dönüm hâlî tarla, 402 dönüm mezrû tarla varlığı kayıtlıdır. Emlâk kıymeti 9701 kuruş, hayvân kıymeti 21101 kuruş, temettü'atı 11350 kuruş, hâne başı ortalama gelir 980,3 kuruş ve tekâlifi 3070 kuruştur (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, ML. VRD. TMT. defter no: 10442, s. 14-21). H. 1246/ M. 1840 yılı temettü’ât defterinde geçen Zengen Karyesi’nde bulunan hâne reislerinin isimleri şunlardır: Dervişoğlu Memiş (çiftçi), Molla Mehmedoğlu Mustafâ (eytâm), İbrâhim Efendioğlu Mustafâ (talebe-i ulûmdan), Hâcı Hüseyinoğlu Ahmed (çiftçi), Döne Mustafâoğlu Sarı Alî (çiftçi), Hâcı Ahmedoğlu Mehmed (çiftçi), Receb İsmâ’îl oğlu Mûsâ (eytâm), Kara Mûsâoğlu İbrâhim (çiftçi), Şeyh Ömeroğlu Ahmed (çiftçi), Koraş Hasanoğlu Deli Mehmed (çoban), Nevahlı Mustafâoğlu Ömer (çiftçi), Nodalı Memişoğlu Sâlih (çiftçi), Kara Mehmedoğlu Hasan (çiftçi), Hâcı Mehmedoğlu Süleymân (çiftçi), Abdülkerîmoğlu Mehmet (eytâm), Ağa Mehmedoğlu Hasan (çiftçi), Alî Efendioğlu Osmân (çiftçi), Osmân Alîoğlu Ahmed (çiftçi), Kara Mehmedoğlu Kara Hasan (çiftçi), Koca Yahyâoğlu Mehmed (çırak), Deli Mehmedoğlu Hüseyin (çiftçi), Yüzük Mehmedoğlu Halîl (çiftçi), Alemdâr Mehmedoğlu Eyyûb (çiftçi), Hüseyinoğlu Solak Hasan (çoban), Koraşlı Mehmedoğlu Halîl (çiftçi), Seyyid Ahmedoğlu Abdurrahmân (çiftçi), Çavuş Abdurrâhmanoğlu Mustafâ (çiftçi), Koca Mehmedoğlu Alî (çırak), Osmânoğlu Abdülhalim (5 senedir Rûmeli Ordusu’nda asker), Çuhadâr Mehmedoğlu Mehmed (ırgat), Nalband Alîoğlu A’rec (Topal) Ömer (a’rec), Elemdenlioğlu Mehmed (çiftçi), Eskici İbrâhimoğlu Alî (çiftçi), Konyalı Mustafâoğlu Osmân (çiftçi), Hâcı Mehmedoğlu Mûsâ Beğ (Miralay, 18 senedir askerde ve hâlen Arabistan Ordusu’nda olduğu), Kara Kethüda İbrâhimoğlu Hasan (kalaycı) (Başbakanlık Osmânlı Arşivi, ML., VRD., TMT., defter nu: 10347). R. 1312-1317/ M. 1897-1901 yılları arasını kapsayan 323 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili’nde Zengen Karyesi’nden Emine bint-i Hâcı Ömer (İbrala Köyü'ne gelin gitmiştir), (Râziye bint-i Yûsuf-Ahmed bin Mustafâ), Fâtıma bint-i Sâlih (Güves Köyü'ne gelin gitmiştir), (Zeynep bint-i Mehmed-Hüseyin bin Halîl), (Âyşe bint-i Halîl-Ömer Efendi bin Mehmed), (Fâtıma bint-i Hüseyin-Mehmed bin Hasan), (Âyşe bint-i Hasan-Mehmed bin Durmuş), (Meryem bint-i Halîl-Hasan Hüseyin bin Osmân), (Âyşe bint-i Yahyâ-Mehmed bin Alî), (Fâtıma bint-i Mehmed-Alî bin Mustafâ), (Zeynep bint-i Mehmed-Nu’mân bin Abdullâh), (Emine bint-i Mehmed-Halîl bin Mehmed Çavuş), (Raziye bint-i Hâcı Ömer-Mehmed Alî bin Osmân), (Şerîfe bint-i Bekir-Durmuş bin Hüseyin), (Âyşe bint-i Osmân-Mehmed ibn Hızır), Mehmed bin Hasan (Lâle Köyü'nden evlenmiştir), (Hadîce bint-i Ahmed-İbrâhim bin Yahyâ), (Fâtıma bint-i Hüseyin-Muhsin bin Durmuş), (Zeyneb bint-i Mehmed-Mehmed bin Mûsâ), (Fâtıma bint-i Hüseyin-Recep bin Halîl), (Âyşe bint-i Mustafâ-Ahmed bin Hâcı Mehmed), (Âyşe bint-i Ahmed-Ya’kûb bin Ömer), (Havvâ bint-i Alî-Halîl İbrâhim bin Ahmed), (Meryem bint-i İbrâhim-Ömer bin Durmuş), (Emine bint-i Mustafâ-Recep bin Mustafâ), (Alime bint-i Mehmed-Alî bin Mükremin), (Fâtıma bint-i Azîz-Fazlı bin Molla Mehmed), (Fâtıma bint-i Mehmed-İbrâhim bin Göğ Durmuş), (Hûriye bint-i Durmuş-Hâcı Ahmed bin İbrâhim), (Fâtıma bint-i Mehmed-Hüseyin bin Mûsâ), Şerîfe bint-i Mehmed (Göğes Köyü'ne gelin gitmiştir), (Zeynep bint-i Mehmed-Ömer bin Mehmed), (Hadîce bint-i Bekir-İbrâhim bin Hasan), (Hadîce bint-i Hüseyin-Mehmed Alî bin Hasan), (Fâtıma bint-i İbrâhim-Ömer bin Hasan) ve (Zâhide bint-i Ahmed-Ahmed bin Mustafâ) çiftlerinin nikâh akitlerine rastlanmaktadır. H. 21 Ramazan 1323/ M. 19 Kasım 1905 tarihli mehir ve nafaka davasında Fahriye bint-i Hasan ve eski zevci Hâcı Ahmed-oğlu Mustafâ’nın adı geçmektedir (Karaman Şer’iyye Sicili, defter nu: 66, s. 44/2). H. 14 Şevvâl 1323/ M. 12 Aralık 1905 tarihli kararda; Zengen Karyesi ahalisinden vefât eden Melemez-oğlu Yahyâ ibn Mehmed’in sagîre kerimesi Âyşe ve sagîrân oğulları Mustâfa ve Ahmed’e Âyşe Hâtûn’un vasî ve nasb ta’yîn olunduğuna dairdir (Karaman Şer’iyye Sicili, defter nu: 22, s. 161/2). H. 17 Şevvâl 1323/ M. 15 Aralık 1905 tarihli tereke listesinde Zengen Karyesi ahalisinden vefât eden Melemez-oğlu Yahyâ ibn Mehmed, zevcesi Âyşe bint-i Mustafâ ve çocukları; İmişe, İbrâhim, Âyşe, Fâtıma, Mehmed, Âyşe, Mustafâ ve Ahmed’in isimleri geçmektedir (Karaman Şer’iyye Sicili, defter nu: 72, s. 48/2). Köy, R. 1338/ M. 1922’de Konya Vilâyeti Sıhhiye Müdürü Dr. Nazmi Azmi Bey (SELCEN soyadını almıştır, R. 1303/ M. 1887, Arapgir, Malatya-1945, İstanbul) tarafından kaleme alınan “Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası-Konya Vilâyeti” kitabında, Konya Vilâyeti, Karaman Kazası, Merkez Nâhiyesi’ne bağlı köy olarak geçmektedir. Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey (R. 1309/ M. 1893, Sapancalı, Sakarya-1958, ?), R. 1338/ M. 1922 yılında kaleme aldığı “Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi” isimli kitabında, Merkez Nâhiye'ye tabi Zengen Köyü’nün merkez kazâya mesafesinin 3 saat olduğunu kaydetmiştir. 1928 yılında eski Türkçe alfabe ile yayınlanan "Son Teşkilat-ı Mülkiye'de Köylerimizin Adları" isimli kitapta Zengen Köyü; Konya Vilayeti, Karaman Kazası, Merkez Nahiyesi köyleri arasında zikredilmiş ve eski Türkçe harfler ile "زنكان", Lâtin harfleriyle "Zénguéne" şeklinde ifade edilmiştir. Köy, Konya ili, Karaman İlçesi, Merkez Bucağı’na bağlı iken, 15 Haziran 1989 tarihinde kabul edilen "3578 sayılı 4 il ve 5 ilçe Kurulması Hakkında Kanun" ile Karaman İli, Merkez İlçesi, Merkez Bucağı’na bağlanmıştır (21 Haziran 1989 tarihli ve 20202 sayılı Resmî Gazete). Köyün ismi 1962 yılında “Başharman” olarak değiştirilmiştir. Türkiye’de 12 binden fazla köyün ismi (%35 kadarı) değiştirilmiş durumdadır. Yapılan köy adı değiştirme işlemlerinde her zaman isabetli kararlar alındığını söylemek zordur. Çünkü mevcut literatürde de sıkça dile getirildiği üzere bir kısım Türkçe isimler de, Türkçe olmadıkları gerekçesiyle değiştirilmiştir. Karaman ve köyleri ile ilgili olarak araştırmalar yapan ve bunu kitabında yayınlayan Durmuş Ali GÜLCAN (R. 1319/ M. 1904-1996), “İçişleri Bakanlığı’nın emri ile bilinçsizlikle ve adeta veba salgını gibi adları değiştirilen köylerimizden biri de Zengen'dir. Tarihi Türk andaçlarından biri olan Zengân Köyü bu yanılgıdan nasibini almıştır.” ifadesini kullanmıştır. Köyün adı 53 yıl boyunca Başharman olmasına rağmen geçmişten izler taşıması, köyün mekân olarak tarihi ve coğrafyası ile ilgili önemli ipuçları barındırması ve toplumsal hafızada güncelliğini muhafaza etmesi nedeniyle "Zengen" olarak anılmaya devam etmiştir. Nihayet köy halkının isteği ve yetkili kurul kararlarıyla, İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 25.12.2015 tarihli ve 91321194-151.03.02-E.7264 sayılı İçişleri Bakanlığı oluru doğrultusunda tekrar "Zengen" ismine kavuşmuştur. Karaman'ın mahalle, kasaba ve köylerinin tarihçesini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Durmuş Ali GÜLCAN (R. 1319/ M. 1904, Karaman-1996 Karaman), "Zengen" isminin, çok eski bir İran şehrinin ismine izafe edildiğini kaydetmektedir. GÜLCAN'a göre; bugün konuşma ve yazı dilinde Zengen olarak telaffuz edilen Zengân ismi, İran'ın Hamse eyâletinde, binlerce yıl kadar önceleri var olan bir şehrin adıydı ve sekiz yüzyıl önce harabe durumundaydı. Türkmen İran Afşar'larından 10 bin çadırlık bir bölümü buraya yerleşmişlerdi. GÜLCAN'a göre; Zengân şehri, âdil bir hükümdar olarak ün yapan ve Peygamber Efendimizin (asm) iltifatına mazhar olan Nûşirevânı Âdil’in (?-579) oğlu Zengehan’ın andacı idi. GÜLCAN, viran olan Zengân şehrinin, yeniden ihyası konusunda, 'Müssamerat-ül Ahyar' isimli Farsça’dan tercüme edilen eserin, 186. sayfasındaki şu kaydı paylaşmıştır: “Keygatu Şah, bir gün veziri Ahmed Halidî'ye emir vererek, “Viraneye dönen Zengân şehrini, Tebriz gibi mamur ve güzeli bir şehir durumuna getiresin” dedi. Halidî'de yeri öperek, cevapladı: "Buna olanak göremiyorum. Eğer emir buyrulursa, şen ve mamur olan Tebriz şehrini, bir saat içinde, Zengân şehrinden daha harap bir duruma getireyim." GÜLCAN, İran topraklarında Hamse eyaleti bölgesine yerleşip, uzun süre burada kaldıktan sonra Anadolu’ya geçen Türkmenlerin Karaman dolaylarına gelenlerinden olduğunu Zengen, Dereköy (Fisandon), Paşabağı (Göves), Yeşildere (İbrala) ve Gökçe köylerini ilk kuran Avşar (Afşar) Türklerinden olduğunu ileri sürmüştür. Karamanoğulları topluluğu da önceleri İran topraklarında “Elbürüz” dağları dolaylarında yaşamışlardır. Afşar (Avşar) boyu, Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuzların 24 boyundan biri ve Kaşgarlı Mahmud'a göre Divân-ı Lügati't-Türk'deki yirmi iki Oğuz bölüğünün altıncısıdır. Bu boyların Bozoklar kolundan (sağ kolundan) Oğuz Kağan'ın oğlu Yıldız Han'ın dört oğlundan en büyüğü olan Afşar'ın soyundan gelir. Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet KANAR, "zengen" kelimesinin, zengiyan (çıngırakçılar, çancılar) kelimesinin bozulmuş şekli olabileceği ve büyük ihtimalle ipek yolu üstünde bulunan yerleşim yerine ticaret kervanlarının sık uğraması nedeniyle bu adın verilmiş olabileceğini ifade etmektedir. Zengen isminin yakın şekliyle İran'da da olduğunu kaydeden KANAR, “Belki oradan Türkmen boyları gelip yerleşmiş, geldikleri yerin adını vermişlerdir. Bu bilgiler ancak büyük tarih kitaplarının satır aralarında bulunabilir. İnşallah bir gün bu bilgiye rastlanır” demektedir. Bugünkü coğrafyada modern Türk halkları ve toplulukları adlı bir araştırmada; İran'da Tebriz, Erdebil, Urmiye, Zengan ve Hemedan bölgeleri, Kuzey Irak'ta Kerkük, Gürcistan'da Akhaltzikhe (Ahıska), Çin'de Kansu bölgesi, Yunanistan'da Batı Trakya, Afganistan'da Mezar-ı Şerif çevresi, Romanya`da Dobruca'ın batısında Kobro nehri çevresi, Bulgaristan'ın Rodop ve Deliorman bölgeleri, yerleşik Türk halklarının yoğun olarak yaşadığı bölgeler olarak geçmektedir. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından 2003 yılında yayınlanan 1560’lı yıllarda Dakuk ve Kerkük şehirlerinden oluşan Kerkük Sancağı üzerine Osmanlılar tarafından hazırlanmış bir nüfus ve arazi sayımını ihtiva eden “111 numaralı Kerkük Livası Mufassal Tahrir Defteri (Kanuni Devri)”, bu bölgelerin tarihte çok eskiden beri bir Türk ve Müslüman bölgesi olduğunu göstermektedir. Defterde yarı göçebe konar göçerler taifeleri arasında, Zengene aşireti ve kolu olan Kalender Beg, Kulu Kethuda ve Kethuda Şah Ali cemaatlerinden bahsedilmektedir. Türkmen Göran oymağının Zengene, Kakai, Davuda, Lek gibi Türkmen oymakları ile birleşerek, bir bölüm baskılarla birçoğu Kürtleşmişlerdi. Bu oymaklar günümüzde Kerkük, Türkiye, İran, Azerbaycan, Musul, Tazehurmatu, Tavuk/ Dakuk, Erbil, Süleymaniye, Kifri, Altunköprü Türkmen topraklarında yaşamaktadırlar ve birçoğu Türkmen oldukları bilerek dillerini korumaktadırlar. İran’da tarihî bir şehir ve idarî birim olan Zencan, Tahran ve Kazvin’den Tebriz’e giden yol üzerinde Zengânerûd nehri kıyısında denizden bin 625 m yükseklikteki bir arazide kurulmuştur. Sâsânîler’den Erdeşîr-i Bâbekân tarafından "Şâhin" adıyla tesis edilmiş, daha sonra "Zengân, Zendegân, Zendigân" adlarını almış, Müslüman Araplar burayı "Zencan" diye adlandırmıştır. Yâkūt el-Hamevî, Zencan’ı Cibâl bölgesinde yer alan büyük bir şehir olarak tanıtır ve Acemler’in buraya "Zengân" dediklerini kaydeder. İran'ın Hamedan Eyaleti'nde “Zengene” (Farsça: زنگنه)isimli bir yerleşim yeri bulunmaktadır. Karaman dışında Anadolu’da, Mardin ve Siirt’te birer Konya’da iki tane olmak üzere Zengen isimli dört yerleşim bulunmaktadır. Adı “Zengen” iken “Karabayır” olarak değiştirilen köy (şu an mahalle), Mardin iline 119 km, Dargeçit ilçe merkezine 14 km uzaklıktadır. Köyün sembolü toprak su testisidir (cér). Bu testinin yapımı sanayileşmeyle birlikte terk edilmiştir. Adı “Zengenememo (Zengânamamo)" iken “Yakıttepe” olarak değiştirilen köy, Siirt’e uzaklığı 53 km, Kurtalan ilçe merkezine 23 km uzaklıktadır. “Zengen” ismini muhafaza eden tek yerleşim yeri olan Zengen Kasabası (şu an mahalle) Konya’ya 211 km, Ereğli ilçe merkezine 61 km uzaklıktadır. Adı “Zengen” iken 1962 yılında “Özkent” olarak değiştirilen köy (şu an mahalle), Konya’ya 73 km, Sarayönü ilçe merkezine 23 km uzaklıktadır. 400 yılı bulan tarihi geçmişiyle bir Türkmen köyüdür. Şikarî tarihinde "çeşme-i Zengân"dan bahsedilmektedir. Bu çeşmenin Abacı Çeşmesi olması muhtemeldir. "Ez-in-cânib, bir gün İbni Mehemmed divân edüb cümle beglerin bir araya cem’ edüb müşâvereye başladılar. Yahşi Hân eydür: -Ey Şâh-ı Rûm! bu dağda ne zamana değin otururuz. Bundan geçüb Zengân Çeşmesi’ne konalım. Eğer sultân'ın askeri gelüb ceng ederlerse ceng edelim, dedi. Bu râyı ma’kul görüb göçüb Çeşme-i Zengân’a gelüp kondular. Veled-i Esen, uğrum (gizlice) sultân'a haber gönderdi: -Tiz gelüb erişesin, dedi.” Bu pasajda, Karamanoğullarının hasmı olan Ertanoğullarının, Moğol askerleri ile birlikte Karamanoğulları üzerine açtıkları savaşta başarısızlıkları konu edilir. İbni Mehmet adı Ertana beyinin adıdır. Yahşi Han Ertana ordusunun komutanıdır. Buradaki sultan sözü de Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey'e yöneltilir. Başka pasajda ise Zengân Çeşmesi’ndeki savaş konu edilmiştir: “Râvi eydür: Ya’kub Hân on bin er ile Güme’ye geldi. Bir siyâh gice id. Göz gözü görmüyordu. Bahşâyiş Hânla Veled-i Esen yedibin Gülnâr askeri Ya’kub Hânla mukabil olub muhkem ceng eylediler. Düşman gaalib gelüb Karaman askeri hem kaçub hem ceng eylediler. Tâ Zengâ(n) Çeşmesi’ne gelince ceng eylediler.” Köy, H. 924/ M. 1518 yılında 45 hâne ve 70 Müselman (Müslüman) neferden ibaretti. H. 935/ M. 1529 yılında 28 hâne ve 42 Müselman neferden müteşekkildi. H. 992/ M. 1584 yılında 88 Müselman neferden ibaretti. Osmanlı Padişahlarından III. Murat Han (H. 29 Ramazan 981/ M. 22 Aralık 1574- H. 5 Cemazeyilevvel 1003/ M. 16 Ocak 1595) çağında Karaman ve yöresi köylerinin nüfusunun saptandığı deftere göre köyün nüfusu, 87’dir. H. 1256/ M. 1840 yılı Temettü'ât defterinde 43 adet hânede, 127 erkek olarak kayıtlıdır. Buna göre nüfusunun 240-254 arasında olduğu tahmin edilmektedir. H. 1290/ M. 1873 yılı Konya Vilâyeti Salnâmesi'nde (İl Yıllığı) 172 kişi olarak kayıtlıdır. H. 1311/ M. 1893 yılı Konya Vilâyeti Salnâmesi'nde (İl Yıllığı) 486 kişi olarak kaydedilmiştir. H. 1320/M. 1902 yılı Konya Vilâyeti Salnâmesi'nde (İl Yıllığı) 487 olarak tespit edilmiştir. Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey, R. 1338/ M. 1922 yılında köyün nüfusunu 86 hâne ve 489 olarak kaydetmiştir. R. 1341/ M. 1925 yılında yapılacak mebus (milletvekili) seçimi için hazırlanan nüfus defterine göre 494'tür. Köy; 1935’de 700, 1940’da 732, 1945’de 750, 1950’de 853, 1955’de 906, 1960’da 960, 1965’de 990, 1970’de 877, 1975’de 794, 1980’de 947, 1985’de 722, 1990’da 627 ve 2000’de 340 kişi olarak sayılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2007 yılında geçilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre köyün nüfusu 267'dir. 2008’de 272, 2009’da 269, 2010’da 252, 2011’de 240, 2012’de 247, 2013’de 227, 2014’de 218, 2015’de 231 ve 2016’da 229 kişi olarak tespit edilmiştir. Köyün büyükleri ve aldıkları soyadları; Abdullah oğlu İzzet (Konya Ilgın Mahmuthisar Köyü 30 evden naklen gelmişler, Akşehir Eskikale Mahallesi 131 haneye gitmişlerdir 6/8/1937, Demir soyadını almıştır), Abdurrahman oğlu Derviş Ali (Temiz), Abdurrahman oğlu Osman (Kara), Afacan oğlu Abdi (Afacan), Afacan oğlu Süleyman, Afacan oğlu Yusuf (Sakallı), Ağa Hasan'ın Ahmet (Koçak), Ağa Hasan'ın Ali (Zengen), Ağa Hasan'ın Memet (Türk), Ağa Hasan'ın Ömer (Ünver), Ağa Hasan'ın Süleyman (Ünver), Ağa Memed'in Ali, Ahmet Çavuş (Erkan), Alacalı oğlu Memet (Alacaer), Alacalı oğlu Ömer, Aladağlı Yusuf Çavuş, Ali (Özkaya), Ali Kâhya'nın Memet Kâhya (Başpınar), Aydın (memhul eşhastan olup, Tunceli Ovacık Kazası Tamzi Köyü 10 evden naklen gelmişlerdir 2/9/1939, Aydın soyadını almıştır), Aziz oğlu Mustafa (Günay), Bolacalı Kara Osman, Bozoğlan Ahmet (Bozoğlan), Çavuşoğlu Abdurrahman (Bağcı), Çolak Hasan mahlulesi (boşadığı) Zeliha, Deli Hüseyin oğlu Noman (Doğan), Derviş Ali oğlu Osman (Taze), Eskici Durmuş'un Memet, Eskici oğlu Ali (Çakır), Eskici oğlu Memet mahlulesi (boşadığı) Meryem, Eskici Veli Çavuş'un Memet (Sayar), Eyüp oğlu Ali (Çiftçi), Eyüp oğlu Musa (Dölek), Gök Durmuş'un Ahmet Efendi (Emre), Gök Durmuş'un İbrahim (Gök), Gök Durmuş'un Memet (Aslan), Gök Durmuş'un Memet Ali Çavuş (Gök), Hacı Ahmet Ağa hafidi Memet, Hacı Halil oğlu Ali (Serin), Hacı İbrahim oğlu Ali (Şen), Hacı İbrahim oğlu Emin (Arıcan), Hacı İbrahim'in Halil İbrahim, Hacı Memiş'in Durmuş Ali Ağa (Ekiz), Hacı Memiş'in Hacı Ahmet Ağa (Arısoy), Hacı Ömer oğlu Hüseyin (Erken), Hacı Ömer oğlu Yakup Efendi (Altınay), Hacı Süleyman oğlu Hacı Ömer (Uysal), Hacı Süleyman'ın Memet (Yurtlu), Hacı Süleyman'ın Musa (Genç), Hacı Süleyman'ın Şaban (Işık), Harkan oğullarından Memet oğlu Yusuf (Erzurum muhacirlerinden olup, muâmele-i evrakı üzerine kayıt edilmiştir, Durmaz soyadını almıştır), Hasan Çavuş oğlu Ahmet (Ercan), Hasan Paşa oğlu Mustafa mahlulesi (boşadığı) Şehriban (Ballı), Hasan Usta oğlu Sarı Ali (Ballı), Hüseyin (Murat), Hüseyin Usta oğlu İbrahim (Aksoy), Hüseyin Usta oğlu Memet (Selek), İmam Memet oğlu Mustafa Efendi (Pamuklu), İmam Mustafa oğlu İsmail (Özkal), İmam oğlu Osman (Koyak), Kaba Ahmet oğullarından Mustafa (Kaba), Kalaycı oğlu Hüseyin, Kalaycı oğlu İbrahim (Kalaycı), Kalaycı oğlu Ömer (İnal), Kalaycıoğlu Memet (Tek), Kara Hasan oğlu Derviş Ahmet (Ceylan), Kara Musa oğlu Durmuş (Kaleli), Kara Musa oğlu Hasan (Demli), Keloğlan'ın Durmuş (Güloğlu), Kepir oğlu Ali (Kepir), Kepir oğlu Derviş Mustafa (Kepir), Koca Ahmed'in Hacı Memet, Koca Ahmed'in Halil Ağa (Uyak), Koca Ahmed'in Ömer Çavuş (Kocaman), Koca Memed'in Durmuş (Etbaş), Koca Memed'in Durmuş’un hemşiresi Dudu (Şekerli), Koca Memed'in Süleyman (Koca), Koca Memet'in Ömer'den boşanmış Havva, Konyalı Hüseyin oğlu Hasan, Konyalı Memet (Çakır), Konyalı oğlu Hasan, Konyalı oğlu Memiş (önce Eser soyadını almış, Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/5/1955 tarihli ve 140/249 no'lu kararı Buğday soyadını almıştır), Konyalı oğlu Osman (Çevik), Konyalı Ömer oğlu Ömer (Kaya), Koraş Ahmed'in Memet, Koraş oğlu Ahmet (Koraş), Koraş oğlu Memet (Tekin), Kör Osman oğlu Memet Ali (Şahin), Kör Osman'ın Hasan (Uğuz), Köse oğlu Ali (Köse), Kerim oğlu Derviş İbrahim (Çelik), Küçük oğlu Durmuş Ali (Küçük), Lâleli Halim oğlu Hacı Memet, Macır Mustafa Efendi oğlu Hüseyin Onbaşı (Dikici), Macir Memet oğlu Ahmet (Önce “Ateş” sonra “Arkalı”), Melemez oğlu İbrahim, Melemez oğlu Yahya (Melemez), Mevlüt Koca oğlu Hasan (Üstün), Mulla Memed'in Fazlı (Tezcan), Mulla Memed'in Mehmet Çavuş (Kılıç), Mustafa (Boynuinceli yörüklerinden, "Kaşıyakar" soyadını almıştır), Nebi oğlu Ali, Ömer (Koçak), Ömer Çavuş'un Mustafa (Koca), Recep İsmail'in Recep (Can), Recep oğlu Ali, Recep oğlu Hüseyin (Gezen), Recep oğlu Mehmet (Erdoğan), Recep oğlu Memet (Gerçek), Rukiye (evlenerek 114 haneye gitmiştir, Çınar), Salih oğlu Hasan'ın Memet Ali (Tez), Salih oğlu Memiş (Aslan), Sarı Mustafa'nın Ali (Biliç), Sarı Mustafa'nın Recep (Sarı), Sarı Yusuf'un Mustafa (Uğur), Sefer (Hızır) oğlu Memet, Semerci oğlu Ahmet Usta (Esen), Tapış oğlu Ahmet (Sert), Taş oğlu Derviş Ali (Tapış), Tırış oğlu Ali (Duru), Topbaş Halil oğlu Ahmet (Topbaş), Yörük Ali oğlu Memet (Tez), Yörük Hasan Ali (Yörük), Yörük oğlu Hacı Mehmet Çavuş (Avcı, Ünal), Yörük oğlu Memet Ağa (Yıldız) ve Zifçi oğlu Memet’dir (Ziftçi). Konya Vilâyeti Sıhhiye Müdürü Doktor Nazmi Azmi Bey (SELCEN), R. 1338/ M. 1922’de köyün çeşme sularının sağlıklı ve içime elverişli olarak aktığı ancak membaının (kaynağının) biraz ilerisinde tuz oranı fazla olan diğer çayın karışması ile tadının bozulduğu kaydedilmektedir. Köyün mevkiileri; Akarçay, Akburun, Alfazbaşı, Andıklı, Araçay, Arapderesi, Ardıçlıkoyak, Ayinderesi, Ballıkbaşı, Ballıkderesi, Başak, Bozyaka, Çağlağı, Çavdarlık, Çıtlık Çayı, Dedecik, Derebağı, Ezirik, Gökkaya, Honaz, Kaklık, Karaçay, Karasay, Karasu, Karlık, Karmık, Kekicek, Kılbasan, Kızılalan, Kızıldere, Kızılyer, Kisecik, Köyiçi, Köyönü, Kurtluca, Kutluca, Küllün, Maşat, Mercimekkoyağı, Nunutaşı, Öziçi, Sazak, Sazal Elmalı, Senetçi, Sürtmebaşı, Taşbent, Taşocağı, Yağbalanı ve Zengen Geçidi'dir. Köyde ilkokul 1936’da eğitim öğretime başlamıştır. Öğrenci sayısı sürekli azalmaktadır. Okuldan mezun olan öğrencilerden çoğu öğretmen, doktor, mühendis, subay-astsubay ve çeşitli dairelerde görev yapan memur olarak çalışmaktadır. Köy muhtarı; Muammer YILDIZ’dır (irtibat numaraları: 0338 251 80 02- 0543 582 28 10). Köyün azaları; Rağıp ARISOY, Mustafa EKİZ, Muammer KEPİR, Mustafa KILIÇ, Hüseyin BAĞCI ve Halil İbrahim ARISOY’dur. Köyün eski muhtarları; Mehmet ÜNAL (2009-2014), Muammer YILDIZ (2004-2009), Mehmet ÜNAL (1999-2004), Cafer EKİZ (1995-1999), Ahmet SERT (1994-1995), Cafer EKİZ (1989-1994), Recep ARISOY (1985-1989), Mehmet YILDIZ (1984-1985), Ömer ÜSTÜN (1975-1984), Hasan SELEK (1973-1975), Hüseyin GEZEN (1968-1972), Hasan SELEK (1967), Veli ÜNAL (1965-1967), Şaban GEZEN (1963-1965), Ahmet YÖRÜK (1959), İsmail KALAYCI (1958), Hasan TÜRK (1956), Yonis ÇİFTÇİ (1954-1956), Hasan TÜRK (1952-1953), Halil SERİN (1952), Yahya GÜNAY (1950), Musa GEZEN (1949-1950), Mehmet ÜNAL (1947-1949) ve Durmuş Ali EMRE'dir (1940). 165 seçmeni olan Zengen Köyü’nde 1 Kasım 2015 günü yapılan 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 154 seçmen 1319 numaralı sandıkta oy kullanmıştır. Kullanılan oyların tamamı geçerli sayılmıştır. Zengenliler 122 oyla en fazla AK Parti’yi tercih etmişlerdir. MHP 21 oy ve CHP 4 oy alırken, HDP’ye ise 1 oy çıkmıştır. 16 Nisan 2017 tarihinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi öngören halkoylaması (referandum) sonuçlarına göre; Zengen Köyü’nde %94,34 evet çıkarken, %5,66 oranında hayır çıkmıştır. Zengen Köyü’nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Her türlü sebze ve meyve yetiştiriciliğinin yanında arıcılık da yapılmaktadır. Köyün arazisinin büyük bölümü Gödet Barajı’nın menba kısmında kalmıştır. Köyde patates (kumpir) ve kavak yetiştiriciliği önemli bir yer teşkil etmiştir. Erkek çocukların doğumunda toprakla buluşturulan kavak ağaçları, evlenme çağında kesilerek düğün masrafları için kullanılmıştır. Baraj gölünde kooperatif eliyle balıkçılığa başlanmasına rağmen başarılı olmamıştır. Köy orman köylülerine yararlandırılan Or-köy hibelerinden yararlanmaktadır. Zengen Köyü, Bakanlar kurulu kararıyla toplulaştırma uygulama alanı olarak ilan edilmiştir. Söz konusu karar 28.08.2015 tarihli ve 29459 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Listede 45. sırada yer almaktadır. Köyün arazi kadastrosu 03.10.1970 tarihinde kesinleşmiş olup, orman kadastrosu ise 20.09.1989 tarihinde ilân edilmiştir. Zengen Köyü'nün 17,5343 hektar tescil edilmiş orman varlığı ve 26,8600 hektar 2/B alan bulunmaktadır. Yalnız 2/B çalışması yapılmamıştır. GÜLCAN, Zengen köyü halkını “yeniliği sever, elleri hünerli ve çok çalışkandırlar, bu sayede varlıklı ve hayatlarından memnun, emin ve zinde insanlar” olarak tarif etmektedir. Ayrıca "Dereköy (Fisandun), Paşabağı (Göves) ve Yeşildere (İbrala) köyü halkları, giyim, kuşam ve fizyonomileri hatta lehçe bakımından Zengen köylülerine benzerler. Bu köy halklarının İran'ın Hamse Eyaleti’nden gelen Türkmenlerden olduğu anlaşılmaktadır." tespitinde bulunur. GÜLCAN'ın ifadesinde geçen lehçeden kasıt ağız veya aksan olmalıdır. Köyün medârı iftiharı şehitleridir: Hüseyin oğlu Piyade Er Ali (R. 1307/ M.1891-R. 19 Haziran 1331/ M. 2 Temmuz 1915) Çanakkale Seddülbahir Muharebesi’nde şehadet şerbetini içmiştir. Mehmet oğlu Piyade Er Mustafa (R. 1302/ M. 1886- R. 06 Teşrinievvel 1331/ M. 19 Ekim 1915) Çanakkale Anafartalar Muharebesi’nde şehit düşmüştür. Osman oğlu Piyade Er İbrahim (R. 1304/ M. 1888- R. 16 Haziran 1331/ M. 29 Haziran 1915) Çanakkale Seddülbahir'de Triyandafil’de şehit olmuştur. Hasanoğulları’ndan Ali oğlu Piyade Er Bekir (R. 1315/ M. 1899- R. 31 Mayıs 1337/ M. 31 Mayıs 1921) İstiklâl Harbi, Garp Cephesi’nde II. İnönü Harbi’nde şehit düşmüştür. Polis Memuru Mustafa ÜNAL (1930-21.7.1971), Adana'da resmî otomobil ile trafik kazası neticesinde şehit olmuştur. Piyade Er Celalettin TEK (20.4.1978-31.8.1998), Ağrı-Eleşkirt'te vatanî görevini yaparken şehit düşmüştür. Karaman'ın yakın tarihteki kültürü ve geleneklerini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Ahmet Talat DURU ise Kılbasan, Yeşildere (İbrala), Zengen, Paşabağı (Göves) ve Dereköy (Fisandon) köylerinin giyimlerini birbirine tamamen benzetmektedir. DURU, giyim şekillerini; "Altı buçuk metre pazenden entari şalvar takım. Gençler başlarına kenarı siyahlı yüzyirmi santimlim değirmi çember, yaşlılarda aynı çemberin siyahını alılar. Örtü olarak potükare örtü de kullanırlar." şeklinde tarif etmektedir. Zengen Köyü ile Karaman Belediyesi arasında mer’a ihtilafı dolayısıyla vuku bulan olaylar 29 Temmuz 1964 tarihli Yeni Konya Gazetesi’nde "Karaman’da bir köyün ayaklanması" şeklinde verilmiştir. “Belediyeye Hücum Edildi İki Kişi Vurularak Öldü. Zengen köylülerinin gece yaptığı 500 kişilik baskın sırasında iki jandarma eri ile 9 kişi ağır şekilde yaralandılar. Karaman’a bağlı Zengen köyü ile Belediye arasında mer’a ihtilafı dolayısıyla mahkemece tedbir kararı alınarak, Belediye’ye teslim edilen 5 bin dekar ekili arazinin mahsulünü elde etmek üzere Belediyeye 11 kişilik bir heyet Jandarma refakatinde mahalline gönderilmiş ve çalışmaya başlanılmıştır. Duruma sinirlenen Zengen köylüleri 500 kişilik silahlı bir kuvvetle gece baskın yapmışlardır. Saat 02.30 sıralarında yapılan silahlı çarpışmada iki jandarma eri ile 9 kişi ağır şekilde yaralanmışlardır. Bunlardan Hasan DOSTOL, Durmuş Ali ARISOY ve Recep ÜSTBAŞ adında üç belediye zabıta memurunun yarası ağırdır. Ayrıca mer’a bekçilerinden Ahmet ULUCAN, Mehmet BİRCAN ve şoför İbrahim DEĞİRMENCİ’nin de yaraları ağırdır. Diğer taraftan kimin vurduğu bilinmeyen Zengen köylülerinden Ahmet SERT ve arkadaşı koma halinde Karaman Devlet hastanesine kaldırılmış fakat çok geçmeden ölmüşlerdir (*). Olay ilçemizde derin bir üzüntü yaratmış ve hastaneye kaldırılan diğer yaralıların tedavisine başlanmıştır.” (*) Ağır yaralılardan Zengenli Ahmet SERT tedavi gördüğü Karaman Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetmiş, arkadaşı Ali ÖZKAYA (aslen Gödetağınlı) uzun süren tedavinin ardından sağlığına kavuşmuştur. Aşık Gufranî (R. 1280/ M. 1864- 1926) son yaşlarında Zengen köy odasında Nat-ı Şerif'i nazmettiği tarzda Zengenlilere söylemiş, Zengenli Hacı Arif Hoca (GERÇEK) not etmiştir. Bu nat-ı şerif Gufranî'nin şiirleri arasında bulunmamaktadır. "Ya Rasullah methinden aciz ümmetin Saçların misk-ü amber has buhurdan şüphesiz Güneşsin rub'u meskünde olan cemiyetin Anmıyan yok ismi zatın mar-i mürdem şüphesiz Her uluma hazinedir re'si halin ey Şeha Bab-ı rahmettir kulağın şefii ruz-i ceza Kirpiğin oktur sinemde zahm-i tirden şüphesiz Yaktı yıktı sarayım şulesi yanakların Enfin hem menberi mukaddes, bal döker yanakların Has cevahir kalıbıdır dil ile dudakların Şol mübarek dişlerin fekan-i dürrden şüphesiz Şerh olunmaz sevdiğim lihye-i şerifin liyakatı Belki ferman-ı Huda'dır bize sakal koyma harekatı Çünkü şakk kıldı kameri parmağın işareti Ehl-i şirkin küfrü bıraktığı bu seyirden şüphesiz Yürüdü gerdan-ı şavkından gece nice râhil Sağ göğsü kevser şarâbı, solu selsebil Maktu'us-sirre ve sünnetli yarattı ol Celil Seni aziz bilmeyenler ehl-i nârdan şüphesiz İlm-i ledün mahzenidir batnınız ya Mustafa! Hem kaza-i hacetinizi yer çekerdi mutlaka İptida halk olunda yine kaldın intiha Sevdiğinin hikmeti çün bilki burdan şüphesiz Ayağının eserine bahtlı olanlar bastılar Fisk-u inâd işlerini tâ derundan kestiler Ol Ebu Cehil'in kavmu gör nice batıp gittiler Çatlayıp mürd oldu gitti nam-ı ardan şüphesiz Sevdiğim mahbubumsun dedin ol servere Bari ümmetim diyeydi bu zaif derbedere Pek yüce kadrin efendim, düşmedi sâyan yere Hallak-u Âlem halk etti nurdan şüphesiz Yarın hem rûz-u kıyamda bu yüzü kara, hâcil Göz ucuyla işaret kıl olmasın sersem sefil Kıl şefâat hem bu derbederi atma ey delil Sen dilersin mücrimi ism-i Gafur'dan şüphesiz." Zengen’de bir zamanlar her iki evin birinde çalgıcı yetişmeye başlayınca köyün yaşlıları buna tedbir almaya karar vermişler. Çalgıcıları köy odasına çağıran ihtiyar heyeti, “bundan sonra çalgı çalmak yasak. Dinlemeyeni cezalandırırız” ihtarında bulunmuşlar. Bu ihtarı dilemeyenlerin sazlarını kırmak suretiyle cezalandırırlar. Bir müddet sonra İlçe Millî Eğitim Müdürü Rıza TOKER (bir rivayete göre kaymakam) ve yüksek düzeyde memurlar köye gelirler. Zengenliler de misafirlerini ağırlamak için ellerinden geldiği kadar gayrette bulunurlar. En nihayet misafirlerden biri köylülere dönerek, “köyde iyi çalgı takımları varmış, biriniz getirseniz de dinlesek.” diye ricada bulunur. Köy bekçisi hem gider, hem de düşünmeye başlamış: “Biz bu insanların hem çalgılarını parçaladık, hem de hırpaladık. Şimdi ne yüzle yanlarına varacağız.” En nihayet sağlam bir saz bulup, Çakır Ali’yi zorla misafirlerin yanına getirmiş. Misafirler: “Ali Efendi, şöyle birkaç parça çal da dinleyelim” deyince Çakır Ali: “Efendim emriniz olur. Fakat bizi hırpaladılar, sazlarımızı kırdılar. Sazımız kırık, gönlümüz kırık” diye cevap verir. Bu olaya kızan misafirler, köy büyüklerine dönerek, bir daha böyle bir olayın yaşanmamasını söyler. Zengen’de yetişen çalgıcılardan bazıları; Durmuş Ali EKİZ (ud), Mustafa ÜNAL (cümbüş), Cello Mehmet (keman), Mehmet YILDIZ (cura), Mustafa DÖLEK (cümbüş), Tevfik TÜRK (darbuka), Halil Mehmet (ud), Efe Hasan (saz ) ve Durmuş Ali CAN'dır (darbuka). Zengen’de, çok eskilere dayanan bu geleneksel say'a törenleri, her yılın, Ocak ayının ikinci yarısı içinde, diğer bir ifadeyle koç katımı günlerinden başlayarak, yüzüncü günün sonunda, yani kuzuların anne karnında tüylenmeye başladıkları güne kadar sürer. Selamün aleyküm beğ evleri Birbirinden yeğ evleri Saya geldi duydunuz mu? Selam verdi aldınız mı? Bu saya iyi saya Hem yoksula, hem baya Bu say'a batıydı, battal adıydı Çöğdüydü, çöğmellediydi Koyunun yüzünü yetirdik Kuzunun tüyünü bitirdik. Güde güde elli güne getirdik Birin de bin olsun koyunum Sağına yattı yozladı Soluna yattı kuzuladı Döndü çarasını yaladı Birin de bin olsun koyunum Bir ala kuzu kuzuladı Önüne kodum yaladı Dü.. didim meledi Birin de bin olsun koyunum Ak beserek kuzusu var Örtme kepenek ağılı var Bu koyunu sağan abanın Çığsalı kolu var Bahar gelir yaz gelir Turna ile kaz gelir Koyunları sağmaya Gelin ile kız gelir. (Kaynak: Mustafa DÖLEK) BİBLİYOGRAFYA: Son Teşkilat-ı Mülkiye'de Köylerimizin Adları, Dahiliye Vekaleti, İstanbul 1928, s. 853; Osman Gümüşçü, XVI. Yüzyıl Larende (Karaman) Kazası'nda Yerleşme ve Nüfus, Ankara 2001, s. 35, 66, 103, 108, 113, 180, 181, 188, 207; Mehmet Kurt, Karaman (Laranda) Çevresindeki Kaya Yerleşimleri, Konya 2012, s. 72, 73; Durmuş Ali Gülcan, Karaman Mahalle, Kasaba ve Köyleri Tarihçesi, Karaman 1989, s. 92-94, 328; Harun Tunçel, Türkiye’de İsmi Değiştirilen Köyler, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Elazığ 2000, c. 10, sy. 2, s. 23-34; Ahmet Gökhan Kaynakcı, XVII. Yüzyılın İlk Yarısında Larende, Ankara-2007 (basılmamış yüksek lisans tezi), s. 70-71; Ahmet Talat Duru, Karaman'ın Yakın Tarihteki Kültürü ve Gelenekleri, Konya 1999, s. 40; Abdullah Uysal, Necati Alodalı, Musa Demirci, Dünü, Bugünüyle Karaman Kültür-Tarih-Coğrafya, Konya 1992, s. 118; M. Akif Erdoğru (Prof. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü) Tarih İncelemeleri Dergisi, c. XIX, sy. 2, Aralık 2004, s.186-189; Ziya Duru, Geçmişten Günümüze Fotoğraflarla Karaman, İstanbul 2001, s. ?; Metin Sözen, Necdet Sakaoğlu, Şikârî Karamannâme (Zamanın Kahramanı Karamanîlerin Tarihi), İstanbul 2005, s. 191, 203-204; Besim Atalay, Divanü Lügati't-Türk, Ankara 2006, c. 1, s. 56; Yâkut, Mu’cemü’l-büldân (Cündî), c. 3, s. 171-172; İslâm Ansiklopedisi, c. 44, s. 251; İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Köylerimiz (1 Mart 1968 gününe kadar), Ankara 1968, s. 432; Nazmi Selcen, Türkiye'nin Sıhhi-i İctimâi Coğrafyası Konya Vilayeti, Yayına hazırlayan ve sadeleştiren: Mehmet Karayaman, Konya 2009, s. 80, 81, 85; Alâaddin Aköz, “XVI. Asırda Lârende Kazâsı Hakkında”, Osmânlı Araştırmaları XIII, İstanbul 1993, s. 114, 124; Alaattin Aköz, 323 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili 1897-1901 (R. 1312-1317), Konya 2012, s. 40, 41, 42, 51, 70, 77, 78, 83, 85, 88, 89, 90, 91, 92, 96, 99, 105, 106, 117, 121, 125, 127, 129, 134, 137, 139, 145, 149, 152, 156, 161; Alaattin Aköz, 319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, 1905-1906 (R. 1320-1322), Konya 2012, s. 118, 124, 287; Karaman Şehit Aileleri Derneği, Karaman Şehitleri Albümü, Karaman 2006, s. 114, 138; ; Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey, Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi (1338 R./ 1341 H.), Yayınlayan: İbrahim Güler, Ankara 1993, s. 72; Doğan Koçer, Karaman Temettü'ât Defterleri, Karaman 2007, c. 1, s. 35, 49, 231, 237, 242 ve c. II, s. 211-221; Mehmet Ali Kırboğa, Karaman ve Konya Civarı Hocaları Silinmeyen Simalar, İstanbul 2012, 298-299; www.tuik.gov.tr erişim tarihi: 05.02.2016; www.karaman.gov.tr/il-mahalli-idareler-mudurlugu erişim tarihi: 19.02.2016; http://www.karaman.gov.tr/ilimizde-iki-koyun-ismi-degisti erişim tarihi: 19.02.2016; http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx… erişim tarihi: 19.02.2016; https://sonuc.ysk.gov.tr/module/ssps.jsf erişim tarihi: 07.02.2016; http://www.sarayonu.gov.tr/default_B0.aspx?content=1018erişim tarihi: 19.02.2016; Yeni Konya Gazetesi, 29 Temmuz 1964 tarihli nüshası sy. 5326, s. 1; http://www.trt.net.tr/televizyon/detay.aspx?pid=10836 erişim tarihi: 19.02.2016; https://tr.wikipedia.org/wiki/Karabay%C4%B1r,_Darge%C3%A7it erişim tarihi: 20.02.2016; https://tr.wikipedia.org/wiki/Zengene erişim tarihi: 20.02.2016; http://bucivar.com/karaman/merkez/basharman erişim tarihi: 20.02.2016; http://www.balkanlar.net/forum/index.php?topic=7018.0;wap2 erişim tarihi: 25.02.2016; www.msb.gov.tr erişim tarihi: 25.02.2016. Uğur ERKAN. Uğur ERKAN
  Zengen bld - Ereğli (Çakmak bucağı) - Konya
1928 K: Zengen
■ Türk yerleşimi (Bekdik Türkmenleri). Mert Çakmak
Grafik harita göster     haritada ara : km
Bu yerleşim birimine ait bilgileri veya haritada yerini düzeltmek için üye olun.